1 Haziran 2012 Cuma
Astroloji zaytung:))
KOÇ (21 Mart - 20 Nisan)
Yeteneklerinizi bilgilerinizle harmanlamaya başladığınız bugünlerde elde ettiğiniz başarının Castleville’de 5. Level’a çıkmak ve Facebook listenizdeki üç beş kişiden edindiğiniz kristal küreden ibaret olması yetenekleriniz ve bilginizle ilgili ciddi soru işaretleri doğurabilir...
BOĞA (21 Nisan - 21 Mayıs)
İşlerinizin yoğunluğu nedeniyle duygusal hayatınızı ikinci plana attığınız yalanı bu hafta da kimsenin sizinle duygusal bir hayat paylaşmak istemediği gerçeğini saklamaya devam edecek...
İKİZLER (22 Mayıs - 21 Haziran)
Sadece dünya üzerindeki varlığınızla bile Başbakan'ın kürtaj karşıtı söylemlerini tek başına çürütüyor olmanız muhalefet partilerinin ilgisini çekecek. Siyasi kariyerinizde heyecan verici gelişmeler söz konusu olabilir...
YENGEÇ (22 Haziran - 23 Temmuz)
Sevdiklerinizle birlikte hafta sonu çok güzel bir tatil ve dinlenme imkanı yakalabilirsiniz. Kariya Butik otelde rezervasyonunuzu şimdiden yaptırın, sınırlı sayıdaki suite odalarımızdan sadece 99 TL'ye siz de faydalanın. Detaylı bilgi için www.kariyabutikotel.com
ASLAN (24 Temmuz - 23 Ağustos)
Blues ve jazz müziğe olan merakınızın sizi Çukurova'da pamuk işçiliğine kadar sürüklemesi müzik camiasınca olduğu kadar mevsimlik işçi camiasınca da şaşkınlıkla karşılanacak...
BAŞAK (24 Ağustos - 23 Eylül)
Hayat bazen insanı hiç de tahmin edemeyeceği yerlere sürükleyebilir. Bu hafta şiddetli lodosun da böyle bir gücü olduğunu yaşayarak öğreneceksiniz...
TERAZİ (24 Eylül - 23 Ekim)
Geleneksel el sanatlarımızdan olan sedir oymacılığı sırf sizin ilgisizliğiniz yüzünden bu cumartesi itibariyle tarihe karışacak...
AKREP (24 Ekim - 22 Kasım)
Yurdun dört bir yanındaki mühendislik öğrencileri olarak bu sene de bahar şenliklerine gereğinden fazla anlam yükleyeceksiniz...
YAY (23 Kasım - 22 Aralık)
Hayata karşı kararlı ve dik duruşunuz bu hafta da değişmeyecek. Omurilik felci tedavisinde yeni aşamalar kaydedilmedikçe pek değişecek gibi de görünmüyor...
OĞLAK (23 Aralık - 20 Ocak)
Sevgilinizin yakında askerden dönecek olması bu aralar sizde tatlı bir telaşa neden oluyor. Halbuki rahat olun, boynunuzdaki morlukların geçmesi için 2 hafta gayet yeterli bir süre...
KOVA (21 Ocak - 19 Şubat)
Erovizyon şarkı yarışmasında ilk üçü doğru tahmin etmeniz, bu yıl elde edeceğiniz en önemli başarı olacak gibi görünüyor. Önümüzdeki 6 ay bunun tadını çıkarmaya çalışın...
BALIK (20 Şubat - 20 Mart)
Bunlar gene iyi günleriniz…
30 Mayıs 2012 Çarşamba
26 Mayıs 2012 Cumartesi
Sanatın varlık nedeni tahayyül. Çünkü insan hayal edebildiği için sanat var. Ne garip değil mi, akledebildiği için değil. Tıpkı gerçeklik gibi, aklın da sınırları var. Bilimin de. Oysa tahayyülün sınırları yok. İster istemez sanatın da.
Sınırlarının olmaması elbette sorumsuzluğundan, keyfiliğinden, naifliğinden değil, bilakis ciddiyetinden, adanmışlığından, göklere doğru düşünmek suretiyle değil hissetmek suretiyle kanatlanmasından. dücane CÜNDİOĞLU
Sınırlarının olmaması elbette sorumsuzluğundan, keyfiliğinden, naifliğinden değil, bilakis ciddiyetinden, adanmışlığından, göklere doğru düşünmek suretiyle değil hissetmek suretiyle kanatlanmasından. dücane CÜNDİOĞLU
“Sağcılık her zaman sığdı, hep de böyle olacak. Çünkü sağcılık her zaman tatmine dayalıdır, sol tatminsizliğe… O yüzden dinin özünü sol bir refleks olarak algılarım. Politik tutumumu karakterize eden de bu muhalif reflekse sadakattir. Din iktidarla işbirliği yaptığı anda erkeksi bir görünüm alır, temel özelliklerini kaybeder… Sağ tatmin olmuşların ideolojisidir. Sığlık tatminden geliyor. Tatmin ol...duğunu sananların çoğu sığ kimselerdir. Tatmin olmanın getirdiği bir arayışsızlık, bir kuruluk vardır sağda. O yüzden sağ edebiyat olmaz. Sağcılık bir sistem ideolojisi olduğundan, yönetmeye odaklandığından, hep bir iktidar sorunu çerçevesinde örgütlendiğinden, hiçbir düşünce ızdırabı içermez. Sürekli kaybetme korkusu yaşar. Sağcılık büyük bir anksiyetedir. Çünkü vatan elden gidecek, devlet elden gidecek, din elden gidecek… Sürekli kaybetme korkusu vardır. Avradın yerinde durması lazım, atın yerinde durması lazım, silahın yerinde durması lazım.” Dücane CÜNDİOĞLU
16 Mayıs 2012 Çarşamba
KALDIRIMLAR
I
Sokaktayım, kimsesiz bir sokak ortasında;
Yürüyorum, arkama bakmadan yürüyorum.
Yolumun karanlığa saplanan noktasında,
Sanki beni bekleyen bir hayal görüyorum.
Kara gökler kül rengi bulutlarla kapanık;
Evlerin bacasını kolluyor yıldırımlar.
İn cin uykuda, yalnız iki yoldaş uyanık;
Biri benim, biri de serseri kaldırımlar.
İçimde damla damla bir korku birikiyor;
Sanıyorum, her sokak başını kesmiş devler...
Üstüme camlarını, hep simsiyah, dikiyor;
Gözüne mil çekilmiş bir âmâ gibi evler.
Kaldırımlar, çilekeş yalnızların annesi;
Kaldırımlar, içimde yaşamış bir insandır.
Kaldırımlar, duyulur, ses kesilince sesi;
Kaldırımlar, içimde kıvrılan bir lisandır.
Bana düşmez can vermek, yumuşak bir kucakta;
Ben bu kaldırımların emzirdiği çocuğum!
Aman, sabah olmasın, bu karanlık sokakta;
Bu karanlık sokakta bitmesin yolculuğum!
Ben gideyim, yol gitsin, ben gideyim, yol gitsin;
İki yanımdan aksın, bir sel gibi fenerler.
Tak, tak, ayak sesimi aç köpekler işitsin;
Yolumun zafer tâkı, gölgeden taş kemerler.
Ne sabahı göreyim, ne sabah görüneyim;
Gündüzler size kalsın, verin karanlıkları!
Islak bir yorgan gibi, sımsıkı bürüneyim;
Örtün, üstüme örtün, serin karanlıkları.
Uzanıverse gövdem, taşlara boydan boya;
Alsa buz gibi taşlar alnımdan bu ateşi.
Dalıp, sokaklar kadar esrarlı bir uykuya,
Ölse, kaldırımların kara sevdalı eşi...
II
Başını bir gayeye satmış bir kahraman gibi,
Etinle, kemiğinle, sokakların malısın!
Kurulup şiltesine bir tahtaravan gibi,
Sonsuz mesafelerin üstünden aşmalısın!
Fahişe yataklardan kaçtığın günden beri,
Erimiş ruhlarınız bir derdin potasında.
Senin gölgeni içmiş, onun gözbebekleri;
Onun taşı erimiş, senin kafatasında.
İkinizin de ne eş, ne arkadaşınız var;
Sükût gibi münzevî, çığlık gibi hürsünüz.
Dünyada taşınacak bir kuru başınız var;
Onu da, hangi diyar olsa götürürsünüz.
Yağız atlı süvari, koştur, atını, koştur!
Sonunda kabre çıkar bu yolun kıvrımları.
Ne kaldırımlar kadar seni anlayan olur...
Ne senin anladığın kadar, kaldırımları...
III
Bir esmer kadındır ki, kaldırımlarda gece,
Vecd içinde başı dik, hayalini sürükler.
Simsiyah gözlerine, bir ân, gözüm değince,
Yolumu bekleyen genç, haydi düş peşime der.
Ondan bir temas gibi rüzgâr beni bürür de,
Tutmak, tutmak isterim, onu göğsüme alıp.
Bir türlü yetişemem, fecre kadar yürür de,
Heyhat, o bir ince ruh, bense etten bir kalıp.
Arkamdan bir kahkaha duysam yaralanırım;
Onu bir başkasına râm oluyor sanırım,
Görsem pencerelerde soyunan bir karaltı.
Varsın, bugün bir acı duymasın gözyaşımdan;
Bana rahat bir döşek serince yerin altı,
Bilirim, kalkmayacak, bir yâr gibi başımdan...
Necip Fazıl KISAKÜREK
10 Mayıs 2012 Perşembe
3 Mayıs 2012 Perşembe
Şaşırdım Kaldım İşte
Şaşırdım Kaldım İşte
Sözde, senden kaçıyorum dolu dizgin atlarla..
Bazen sessiz sedasız ipekten kanatlarla..
Ama sen hep bin yıllık bilenmiş inatlarla..
Karşıma çıkıyorsun en serin imbatlarla..
Bazen sessiz sedasız ipekten kanatlarla..
Ama sen hep bin yıllık bilenmiş inatlarla..
Karşıma çıkıyorsun en serin imbatlarla..
Adını yazıyorsun bulduğun fırsatlarla..
Yüreğimin başına noktalarla.. Hatlarla..
Başbaşa kalıyorum sonunda heyhatlarla..
Sözde, senden kaçıyorum doludizgin atlarla.
Yüreğimin başına noktalarla.. Hatlarla..
Başbaşa kalıyorum sonunda heyhatlarla..
Sözde, senden kaçıyorum doludizgin atlarla.
Ne olur bir gün beni kapında olsun dinle..
Öldür bendeki beni..
Sonra dirilt kendinle!
Öldür bendeki beni..
Sonra dirilt kendinle!
Çarpsan karasevdayı en azından yüzbinle..
Nasıl bağlandığımı anlarsın kemendinle..
Kaç defa çıkıp gittim buralardan yeminle..
Ama her defasında geri döndüm SENİNLE..
Nasıl bağlandığımı anlarsın kemendinle..
Kaç defa çıkıp gittim buralardan yeminle..
Ama her defasında geri döndüm SENİNLE..
Hangi düğüm çözülür.. Nazla.. Sitemle.. Kinle..
Ne olur bir gün beni, kapında olsun dinle..
Ne olur bir gün beni, kapında olsun dinle..
Şaşırdım kaldım işte, bilmem ki n’emsin..?
Bazen kızkardeşimsin.. Bazen öpöz annemsin..
Sultanımsın susunca, konuşunca kölemsin..
Eksilmeyen çilemsin..
Orada ufuk çizgim, burda yanım yöremsin..
Beni ruh gibi saran sonsuzluk dairemsin..
Bazen kızkardeşimsin.. Bazen öpöz annemsin..
Sultanımsın susunca, konuşunca kölemsin..
Eksilmeyen çilemsin..
Orada ufuk çizgim, burda yanım yöremsin..
Beni ruh gibi saran sonsuzluk dairemsin..
Çâresizim.. Çâremsin..
Şaşırdım kaldım işte bilmem ki neyimsin…
Şaşırdım kaldım işte bilmem ki neyimsin…
Yavuz Bülent Bakiler
27 Nisan 2012 Cuma
YALAN-İ.SADRİ
YALAN
hadi gidiyorsun
yürekten kan gidiyor,sen gidiyorsun
herşey gidiyor
gökte bulut,dağda kar,düzde kervan gidiyor
solgun bir gül oluyor insan
bir demet kır çiçeği ölüyor sen gidiyorsun
ne ucuz yaşıyorsun,ne kolay
bir kristal gibi ellerimden düşüyorsun
bakma öyle
ben kanıyorum sen üşüyorsun
kolay değil bir yalan bu
yaralayan kanayan koca bir yalan
yalan işte
sevdiğim yalan
şarkılardan arta kalan ve sabah buğusu
ve tarla faresi ve ekmek derdindeki işçi kalbi gibi
yumuşak sıcak bir yalan
ıslak gözlerimle geçiyorum
yaralı bir ceylanın kalbinden
ceplerimde kül var
bir yangından arta kalan
sorduğum adreslerde kimse olmuyor
ve kimse olmuyor ben sorduğum zaman
her şey bir yalan gibi yandığı zaman
yalnız olduğunu anlıyor insan
anladım ve geçtim
yaralı bir ceylanın kalbinden
aynamı kırdım fotoğraflarımı yaktım
nasıl da acımasızdım tafralarıma karşı
nasıl da umarsız
su gördüm düşümde
karanlıktı ve gürültüyle çağlıyordu
ceplerimde kül vardı ve yanıyordu
sonra sabah oluyor
ve bir ceylan kalbinde alem ağlıyordu
hayır diyordu bir dağ köylüsü
hiçbir şey için geç değil
ve geç değil bir şey için hiçbir şey
bişey vardı öyleyse bişey
beni çeken
gecenin duldasından uzağa
kocaman çayırlara çeken bişey
gümrah ırmaklara
sonra sıcağa sonra acıya
sonra yaralarıma merhem olmaya kapıma dayanan
bişey
tutsana beni,bırakmasana
olsun yaralasana
olsun,ağrısa da
yalan da olsa,kalsana
dağ köylüsü
aşkın olduğu yerde ben varım
sen olmasan da ben varım
yağmur yağar saçlarım filizlenir
bir yıldız düşer omuzlarıma
ıslık çalar ıslanır şarkılarımı söyler geçerim kapından
camların buğusundan ve yağmurun kokusundan
tanırlar beni
bilirler
en iyi yalanlarını ben alırım onların
adresler sorarım kimseler oturmaz orda
ve kimseler olmaz ben sordukça
dağ köylüsü
şimdi gidersen
şimdi git
kalırsan şimdi
İBRAHİM SADRİ
hadi gidiyorsun
yürekten kan gidiyor,sen gidiyorsun
herşey gidiyor
gökte bulut,dağda kar,düzde kervan gidiyor
solgun bir gül oluyor insan
bir demet kır çiçeği ölüyor sen gidiyorsun
ne ucuz yaşıyorsun,ne kolay
bir kristal gibi ellerimden düşüyorsun
bakma öyle
ben kanıyorum sen üşüyorsun
kolay değil bir yalan bu
yaralayan kanayan koca bir yalan
yalan işte
sevdiğim yalan
şarkılardan arta kalan ve sabah buğusu
ve tarla faresi ve ekmek derdindeki işçi kalbi gibi
yumuşak sıcak bir yalan
ıslak gözlerimle geçiyorum
yaralı bir ceylanın kalbinden
ceplerimde kül var
bir yangından arta kalan
sorduğum adreslerde kimse olmuyor
ve kimse olmuyor ben sorduğum zaman
her şey bir yalan gibi yandığı zaman
yalnız olduğunu anlıyor insan
anladım ve geçtim
yaralı bir ceylanın kalbinden
aynamı kırdım fotoğraflarımı yaktım
nasıl da acımasızdım tafralarıma karşı
nasıl da umarsız
su gördüm düşümde
karanlıktı ve gürültüyle çağlıyordu
ceplerimde kül vardı ve yanıyordu
sonra sabah oluyor
ve bir ceylan kalbinde alem ağlıyordu
hayır diyordu bir dağ köylüsü
hiçbir şey için geç değil
ve geç değil bir şey için hiçbir şey
bişey vardı öyleyse bişey
beni çeken
gecenin duldasından uzağa
kocaman çayırlara çeken bişey
gümrah ırmaklara
sonra sıcağa sonra acıya
sonra yaralarıma merhem olmaya kapıma dayanan
bişey
tutsana beni,bırakmasana
olsun yaralasana
olsun,ağrısa da
yalan da olsa,kalsana
dağ köylüsü
aşkın olduğu yerde ben varım
sen olmasan da ben varım
yağmur yağar saçlarım filizlenir
bir yıldız düşer omuzlarıma
ıslık çalar ıslanır şarkılarımı söyler geçerim kapından
camların buğusundan ve yağmurun kokusundan
tanırlar beni
bilirler
en iyi yalanlarını ben alırım onların
adresler sorarım kimseler oturmaz orda
ve kimseler olmaz ben sordukça
dağ köylüsü
şimdi gidersen
şimdi git
kalırsan şimdi
İBRAHİM SADRİ
20 Nisan 2012 Cuma
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)

